Beni Görmezsen Aşkımız Bitermi
Kadın adama bakıp şöyle dedi; ‘Beni görmezsen aşkımız biter mi?’
Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştıran adam ‘Benim aşk anlayışım böyle değil‘ diye cevap verdi.
O kadar hüzünlü bakıyordu ki kadın… Bir çaresizliği vardı belli ki… Kafasını yere eğip devam etti konuşmasına:
‘Görüşmüyor olmamız aşkımızı bitirmez. İnsanlar Tanrı aşkıyla yaşamıyorlar mı? Tüm hayatları boyunca onu hiç görmeden…’
Birini sevmeye devam etmek için ille de görmeye devam mı etmek gerekir? Aşk görüp dokunarak mı çoğalır yoksa tüm bunlardan ayrı var etmeye devam edebilir mi kendini?
Bugün çevreme bakındım biraz. Yanımdan geçip giden insanlara, uzakta el ele yürüyen yaşlı bir çifte, tutkulu bir şekilde kavga eden genç sevgililere, güneşin batmadan evvel denizin üzerinde oluşturduğu kızıl gölgelere, gülen, kahkaha atan, bağırıp çağıran kalabalığa… Yanlarında olanları çok sevdiklerini düşünen herkese…
Acaba yanlarında bulunanı artık görmekten vazgeçecek olsalar ya da bazı nedenlerle ayrı düşseler ne yaparlardı? Yine de sevmeye devam ederler miydi? Yoksa araya giren mesafe ile başka bedenlerin, başka ruhların cazibesine kapılıp vazgeçerler miydi?
Başka bir bedeni, ruhu tanımaya çalışmak unutturabilir miydi peki gerçekten hissedilenleri?
Eğer başarabiliyorsa her şeyi unutturmayı o beden…
Eğer duyulmuyorsa kısa bir süre yaşanan ayrılıkta özlem…
Eğer vazgeçilebiliniyorsa birlikte yapılan onca şeyden, onun yerinden…
Ve eğer gerçekten Tanrı’ya inanmıyorlarsa ta yürekten, içten…
O vakit gerçekten sevmemişler demektir.
İşte o zaman kadın ne derse desin anlamaz adam ‘Beni görmezsen aşkımız biter mi?’ cümlesini…
Çünkü Tanrı aşkıyla yaşayan insanlar bilirler ancak birini hiç görmeden sevmenin ne demek olduğunu…
